Bulgaristan’ın, Türk nüfusu bakımından en yoğun yerlerinin başında gelen Kırcaali, bir turist vasıfı ile gittiğinizde hiç yabancı hissetmeyeceğiniz bir yer. Nüfusun yaklaşık %80’i Türkler’den oluşmakta ve dolayısı ile kültür ve yaşam biçimleri de bu nitelikte şekil almaktadır. İstanbul’dan yaklaşık 4-5 saat içerisinde ulaşabileceğiniz Kırcaali, ülkemiz ile kültürel miras paylaşımında bulunan en nadide Balkan kentlerinden biridir. Kentte görülmeye değer pek çok yer bulunmaktadır ve nufüsun çoğu Türkçe konuştuğu için kişisel diyaloglarda sorun yaşanmaktadır.

Şehir merkezi küçük ancak çok tatlı bir görünüme sahip. Ülkemize yakın olmasından dolayı, kültürümüzü halen yaşatmakta ve bu nedenle yapacağınız bir gezinin bir nevi yurtiçi gezintisi olarak aklınızda kalacağını hatırlatmak gerekir. Konuşulan Türkçe, her ilde olduğu gibi farklı bir aksana sahiptir ancak bu tür farklılıklar bir sorun teşkil edecek kadar fazla değildir.

Arpezos Parkı

Her şehirde olan klasik bir merkez park görünümüne sahiptir ve çocuklar ile tatile çıkmış iseniz, kesinlikle gitmeniz ve geziniz sırasında Kırcaali’nin şehir hayatını gözlemleyebilirsiniz. Yerel halkın yoğun olarak bulunduğu bu parkta, kültürel kaynaşmalar çok kolay bir aktivite olacaktır.

Kırcaali Medresesi

Kırcaali Medresesi, zamanında yerel halk tarafından sağlanan gelirler ile yaptırılmıştır ancak bazı siyasi sebeplerden dolayı eğitim amaçlı değil, siyasi amaçlı kullanılmıştır. Sadece isim olarak medrese sıfatına sahip yer, günümüzde bir müze olarak görev yapmaktadır ve şehrin tarihini ve kültürünü barındıran sergiler görülebilmektedir.

Kırcaali Barajı

Bu baraj, Arda Nehri üzerinde yer almaktadır ve nehrin sahip olduğu 3 barajdan biridir. Kentin merkezine yaklaşık olarak 3 km mesafede bulunmaktadır ve 1957 -1963 yılları arasında yaptırılmıştır. Barajın üzerinde rahatlıkla balık tutulabilmektedir ve bazı su sporlarını yapabileceğiniz yerler bulunmaktadır.

Perperikon

Antik bir Trakya kenti olan Perperikon, Kırcaali’ye bağlıdır ancak şehrin yaklaşık 15 km uzağında yer almaktadır. Arkeolojik kalıntılar ışığında, kentin Bakır Çağı’nda bir yaşam merkezi olduğu saptanmıştır. Ayrıca Tunç ve Demir Çağı’nında da bir ibadethaneler yeri olarak kayıtlara geçmiştir. En dikkat çeken özelliklerinden biri de, 2000’li yıllarda bulunmuş ve türünün tek örneği olan Trakya kraliyet sarayının görülebilir olmasıdır.

Tatul

Kesilen taşlardan ve estetik bir kaygı sonucu yapılmış olan Tatul, Kırcaali’nin taş evlerinin bulunduğu şirin bir yerleşim yeridir ve Bulgaristan’ın alt kültüründe neler dönüp bittiğini görebileceğiniz bir kaynak olarak kabul edilebilir. Eğer taş ev merakınız var ise, görülmeye değer örnekleri ile Tatul’u görmenizi tavsiye ederiz. Nüfusu, düşündüğünü kadar fazla değil ; sadece 500 kadar insan yaşamaktadır.

Şeytan Köprüsü

Tarihi Kırcaali noktalarından biri ve Orta Çap köprüsü olarak bilinen Şeytan Köprüsü, Arda Nehri üzerinde yer almaktadır ve kemerli bir yapıya sahip olması ile Osmanlı eserlerinin izlerini taşımaktadır. Ecdadın, zamanında ne güzel örnekler bıraktığını görmek isteyen gezginler için, kaçırılmayacak veya pas geçilmeyecek bir destinasyondur diyebiliriz. Bazı rivayetlere göre ismi, üzerinden sadece şeytanın geçebileceğinden ve suda görülen yanısımanın şeytana benzeltilmesinden gelmektedir.

Kırcaali Pazarı

Eğer Kırcaali’ye geldiğinizde, kültürün ve yaşam tarzının bizlerinkine bu kadar benzediği bir yer olarak pazarların da yanından geçmenizi ve özellikle Kırcaali Pazarı’nı görmenizi tavsiye ederiz. Tazecik ürünlerin satıldığı ve yöresel, geleneksel ve el emeği unsurların görülebildiği bu yeri ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Arda Nehri

Bir çok ünlü destinasyondan bahsederken, adını sıkça duyduğumuz nehir Arda, yaklaşık olarak 300 km uzunluğundadır ve Rodop Dağları’ndan başlamaktadır. Nehirin bittiği yer ise Meriç’tir. Hidroelektrik santrallerin ve sulama barajlarının uygulanabildiği en önemli nehirler arasında yer almaktadır ve ziyaret edeceğiniz pek çok ünlü yerin içinden geçmektedir.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here